Turkish (Turkiye)
 
Uluslararası Projelerimiz
(Yenilendi)
Akademik Çalışmalar
Faaliyet Takvimi
Bizim Sınıf ile Dersler
Daha Kolay
İlklerimiz
Kayıt Rehberi
Gülerçin Web TV
OKULLARIMIZ
Kategoriler

ŞİİRLERİMİZ
CESARET

Bir adımdır cesaret,
Başarıya giden yolda.
Cesaret yoksa esaret,
Başarıya giden yolda.

Bir kitaptır cesaret,
Bilgiye giden yolda.
Okumayı bilirsek şayet,
Tecrübeler sabittir onda.

Bir Leyla'dır cesaret,
Mecnun'a giden yolda.
Aşk ile yılma sabret,
Aydınlık umutların uğrunda.

Bir bugündür cesaret ,
Yarına giden yolda.
Cesaret yoksa esaret,
Başarıya giden yolda.
 
Aybüke DURAK
6-A Sınıfı Öğrencisi

Gülerçin Koleji olarak mezunlarımıza hayat boyu başarılar dileriz.

 

BİR GÜN BİR YERDE

Kaç gün kaldı ayrılığa şunun şurasında. Bir arada geçireceğimiz birkaç günün ardından herkes kendi yoluna gidecek. Belki bir daha hiç karşılaşmayacağız. Belki bir gün bir yerde karşılaşacağız ansızın. Belki de hiç ayrılmadan bir süre daha yürüyeceğiz aynı yolları. Kim bilir?

Hiç karşılaşmayacağımızı düşünmek bile istemiyorum. Hiç ayrılmamak da pek olası görünmüyor. Bir gün bir yerde karşılaşalım lütfen. Oktay Hocayla birinci sınıflarla oynadığımız kutu kutu penseden söz edelim. Muhammet Hoca’yla voleybol oynarken hoca başkasına kızdığında ben korkayım yine. Tatiana Hoca’yla sohbet edilirken ben de katılayım. Özlem Hoca bir gün bir yerde üşüdüğünde yanımda ona verecek bir montum olsun. Samet Hoca’yla arkadaşlık edelim; bizi yine anlasın. Öznur Hoca’yla yediğimiz pizzaları beğenmeyip pizza yapmaya karar verelim. Dertleşmeye ihtiyacımız olduğunda Aydın Hoca yine yanımızda olsun. Fatih Hoca’yla yine matematik yarışmalarına gidip oda arkadaşı olalım. Tuğba Hoca “Aloooo! 8/A” dediğinde herkesle birlikte ben de orada olayım. Duygu Hoca yapmadığım, yapıp kontrol etmediğim testleri yakalasın. O’nun KOCA DİNGİLLER’i olarak bulalım yolumuzu.

Bir gün bir yerde yine birlikte gülelim. Yine iyi ama yaramaz çocuklar olarak parlasın gözümüzün içi. Bir gün bir yerde mutlaka…

Akıncan BAŞAR
 
 
 
   
 
   

 Gülerçin Koleji'nde zorlu olmasının yanında eğlenceli yanları da olan iki seneyi atlattık ve hep ilerde gördüğümüz mezun olma yaşına erdik. Artık ayrılık vakti geldi. Bu okulda geçirdiğimiz süre zarfında çok şey yaşadık, yeni arkadaşlar edindik, geziler yaptık, sevindik, üzüldük ve daha bir sürü şey. Tam birbirimize alışmışken bu ayrılık bazıları için tamamen kopmak anlamına gelebilir fakat biz bu iki yıl içerisinde birbirimiz o kadar sıkı bağlandıkki birbirimizi hiç unutmayacağız, unutturmayacağız.
            Gülerçin Koleji bize eğitimde sadece Türkçe, Matematik, Fen, Sosyal ve İngilizce eğitimi vermedi. Gerek öğretmenlerin ilgisi, gerek sıcak sınıf ortamı bize arkadaşlık, dostluk, kardeşliği öğretti. Okul hepimizin kimyasını olumlu yönde de etkiledi aslında.
             Maçlarımız oldu; hep birlikte tek yürek sahaya çıktık. Gezilerimiz oldu; birlikte takıldık bölünmedik. Sosyal etkinliklerimizin hepsinde birbirimizi unutmamak adına, gelecekte küçük bir tebessümle hatırlamak için fotoğraflar çektirdik ve bu sosyal etkinlikler yine bizim kardeşliğimizi güçlendirdi. Kendi aramızda voleybol maçları yaptık. Kazanmanın sevinci ya da kaybetmenin üzüntüsüyle sınıflara geri döndük. Yıllıklarımızı hazırladık. Bunları hazırlarken çok güldük.
             Bunların bu kadar iyi yanı olduğu gibi kötü yanı da var aslında. Bunlar bizim ayrılmamızı zorlaştıran şeyler.
              Okulda yaptıklarımızla unutulmamayı sağladık. Kimsenin yapmayacağı, yapamayacağı şeyler yaptık. Okulun ilk kupasını biz aldık. Umarım devamı gelir. Biz de gururlanırız uzaktan. Ama güleriz de ayrıca "Biz ilktik." diyerek.
             Bir rüya daha sona eriyor ve biz annelerimize 5 dakika daha dercesine ayrılmak istemeyeceğiz. Ama her şeyin bir sonu var. Şimdi size sesleniyorum arkadaşlar yazımın başında da dediğim gibi UNUTMA, UNUTTURMA !!!


Ataberk ÇAKIR

   
 
   

 AYRILIK ZAMANI  GELDİ
 
     Yeni şeyler öğrendiğimiz, bazen zor sınavlarla baş ettiğimiz, en güzel arkadaşlıkları kazandığımız, kantininde bir türlü bitmeyen tatlı dedikodular yaptığımız yerin adı :"Okul". Bütün bunları bir arada başka nerede yaşayabiliriz ki? 2 yılda kolayca alıştığımız bu sıcacık yuvadan ayrılma zamanı geldi artık. Ama ayrılık kolay değil tabi ki. Bu okuldan ayrılmak bize ne kadar hüzün verse de bu kadar iyi bir okulda okuduğum ve yeni dostluklar kurduğum için mutluyum.   
 
      Bu kısacık zaman dilimine biz neler sığdırmadık ki? Gezilere, pikniklere gittik. Su savaşları yaptık, yeni yılı gönlümüzce dans ederek kutladık. Partiler yaptık. Maçlarda sesimiz kısılana kadar tezahürat yaptık. Bazen sınavlardan bıktık, bazen her şeyden şikayet ettik. Biz bu okulun ilk öğrencileri olarak gerçekten çok şey yaşadık ve mutluyuz. Keşke bu kadar erken olmasaydı ayrılmamız! Ama iyi ki gelmişim bu okula. İyi ki tanımışım sizleri. Sanki bu beraberlik hiç bitmeyecekmiş gibiydi. Katıla katıla gülerken bu beraberliğin bitebileceğini getirmemeye çalışıyorduk aklımıza. Hiç bitmeyecekmiş gibi dolu dolu yaşadık beraberliğimizi. Dolu dolu…
    
      Okul bitiyor diye dostluk da bitecek değil ya. Aramızdaki bağlar asla kopmayacak. Ne olursa olsun. Belki farklı okullara gideceğiz ama biz asla kopmayacağız birbirimizden. Kurduğumuz sımsıkı dostluklardan kopamayız zaten. Hayatımızda ne zaman ihtiyacımız olursa birbirimize başvurabileceğimiz dostlar edindik. Kardeş olduk... Beraber güldük, beraber kızdık, beraber ağladık...
Hiçbir zaman unutamayacağım dostlar edindiğim için mutluyum.  
 
      Bu okula gelirken hiçbir tereddütüm yoktu. Kolayca alıştım okuluma, arkadaşlarıma, öğretmenlerime… Daha ilk yıla olmasına rağmen okulumuz bizimle beklediğimden çok ilgilendi. Başarılı olmamız için ne gerekiyorsa yaptı. SBS sürecine bizi gerçekten çok iyi hazırladı. SBS günü de bizi hiç yalnız bırakmayacaklar. Bu okula geldiğim için hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Bize en iyi şekilde eğitim verildiğine inancım sonsuz. İleride iyi yerlere geldiğimde 2 yıl da olsa eğitim gördüğüm bu okulu asla unutamam. Yaşamımda gerçekten çok önemli bir yeri oldu. Hiçbir zaman unutamayacağım şeyler yaşadım bu okulda. Hiçbir zaman unutamayacağım kişiler tanıdım.
   
      Sona yaklaştık. Üzücü belki ama ileride, yaşadıklarımız hep bir tebessüm olarak kalacak. Tatlı bir tebessüm… Ve artık mezun oluyoruz. Bu acı tatlı 2 yılın sonuna geldik. Gülerçin Koleji ikinci mezunlarını da uğurluyor artık… Her güzel şey gibi bu beraberlik de bitiyor işte. İleride bir lise hayatı bizi bekliyor.  Daha mezuniyet var önümüzde. Ayrılacağız o akşamdan sonra. Hepimizin boğazında bir düğüm, belki de bazılarımızın gözlerinde yaşlar olacak. Yıllığa baktığımızda herkesin yüzü gelecek gözlerimizin önüne. Öğretmenlerimizin, arkadaşlarımızın… Acı tatlı olaylar gelecek aklımıza. Dudağımızda tatlı bir tebessümle…
 
    Her şey için okuluma çok teşekkür ederim.
    Bu 2 yılı bana dolu dolu yaşattığı için…


Beste KAÇAR

   

 SON ZAMAN
 
        Ben, bu okula başlarken neler düşünüyordum şimdi ne düşünüyorum. İnsanın düşüncelerinin çok çabuk değişebileceğini öğretti bana bu okul… Bir de zamanın ne kadar çabuk geçtiğini… İşte bu yüzden bu yazının başlığını “son zaman” koydum. Bu geçireceğimiz zaman, son zamanlarımız… Bu kadar çabuk biten yılların sonunda bu okuldan her zaman ayrılacağımızı bilerek bir şeyler yapıyorduk fakat ayrılma zamanı geldi ve de bu kadar çabuk mu bitiyor ortaokul feryatları başladı, arkadaşlarımızdan ayrılacak olmamız da bir ayrı mesele. Bu son senemde öğrendiklerim gerçekten de bilimsel verilere tezat ve de inat olarak tüm gerçeklerimi yıkıp geçti. Bu okulda dostlukların çok iyi olabileceğini, kime güvenip kime güvenmemem gerektiğini öğrendim. Bu okulda olmaz denen şeylerin de olabileceğini öğrendim. Öğrendim… Kavgaların bile güzel olabileceğini ciddiyetin içinde şaka, şakanın içinde bile bir ciddiyet olabileceğini öğrendim. Öğretmenlerin de arkadaş gibi olabildiğini, onlarla beraber eğlenilebildiğini öğrendim. En küçük bir şeyin bile insanı güldürebildiğini öğrendim… Sevmeyen bir insanın bile “günlük” yazabileceğini öğrendim. Ya da kitap okuyabileceğini… Muzır insanlara ders dinletilebileceğini öğrendim. İnsanlara katlanman gerektiğini öğrendim.
       Galiba, ben bu seneye nasıl veda edeceğimi bilemiyorum ama güle güle sana okulum bizden sonra gelecek öğrencilere ya da vereceğin mezunlara da bu gerçekleri öğret. Nasıl küsülüp barışılacağını nasıl sevilip paylaşılacağını öğret. Şimdi belki sana veda ediyoruz fakat bu aslında veda değil bir çeşit izin karşına büyük bir insan olarak çıkmak için izin ver bizlere. Merak etme! Birkaç yıl geçmeden yine o bahçede bizlerden doktorlar,mühendisler,avukatlar,bakanlar olacak. Sana şimdilik ELVEDA Gülerçin Koleji ELVEDA öğrendiklerim ve hatırlayacaklarım…

Ayyüce Bilge ÇETİN

   

 Evet, mezun oluyoruz.8 yıl gibi uzun bir sürenin sonunda belki de buruk bir sevinçle… 8 yıl süren bir film şeridi geçiveriyor gözümün önünden ben bu veda yazısını yazarken.
        1.sınıfa başlayışımdan SBS için hazırlanıp duruşuma kadar. Tam tamına 8 yıl. O kadar çok anı var ki aklımıza gelen. Şaşırmadan edemiyoruz. Bazen de bu anıları aklımıza getirince gözlerimiz yaşarıncaya kadar gülüyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu 8 yılın bitmesi demek ağlamak demek değil. Bir nevi hayata gülmek demek. Bizim yaşadığımız anılara seyirci kaldığı için. Hem ne ektiysek onu biçmedik mi hepimiz? Yaptığımız şeyler için neden gözyaşı dökelim? Söylenecek bir şey yok, elden de bir şey gelmez. Zamanı geri alamayacağımızı biliyoruz. Önemli olan yaşadıklarımızdan ders çıkarıp hatayı tekrarlamamaktı. Elbette elimizden geldiğince yapmaya çalıştık. Hatalardan, ders çıkarmalardan da önemli olan biz her sabahın körü okula sadece okumak, denklemleri çözmek, sınavlara hazırlanmak için gelmedik. Tüm bunların yanında öğretmenlerimizden sorumluluk duygusunu, gereken durumlarda ölçülü olmayı da öğrendik. Zaten hiç bir öğretmen kitaplardan edinebileceğimiz bilgileri bize anlatmak için görev almıyor. Sınıf kapısının dışında annelerimizin var olduğunu bilmeden, ağlamaya devam ettiğimiz zamanlardan bu yana hep yanımızda olan öğretmenlerimizin üzerimizdeki emekleri çok büyük. Tabii ki öğretmenlerimize minnettarız. Sadece birkaç harf öğretmekle kalmadılar çünkü. Sıralardaki ikinci yaşantımızda hep yanımızdaydılar. Ellerinden geldikçe yardım etmeye çalıştılar. Sevgilerini gizlemediler, tıpkı kendi çocuklarıymışız gibi davrandılar. Hakkımızda en doğrusu neyse onu göstermeye çalıştılar, yanlış bir adım atmamızdan korktular. Öğütler verdiler. Ve arkadaşlık… 8 yıl kısa bir süre değil,8 yıldır süregelen ve her geçen yıl biraz daha büyüyen arkadaşlık duygusu da hafife alınacak türden değil. İlk arkadaşlıklar, ilk dostluklar çok önemli hepimiz için. Oturduğumuz sıralara unutulmaz anılarımızla birlikte unutulmaz da mühürledik. .Biz bir bütündük. Bizi okula bağlayan nedenlerden biride buydu. Atışmalarımız, kahkahalarımız, küsüşmelerimiz, barışmalarımız… Dolu dolu geçen 8 yılın son günü bugün. Dile kolay 8 yıl. Dün annesinden ayrılamayan yedi yaşındaki çocuklar bugün mezun oluyorlar. Üzgün olabiliriz. Birazdan sıralara mühürlediğimiz anılarımızı ve dostluklarımızı alıp gidecek de olabiliriz. Gideceğiz ama unutmayacağız. Her gün hatırlayacağız. Çünkü biz acısıyla tatlısıyla aile gibiydik. Kışın biraz üşüdüysek hemen kaloriferin önüne dizilirdik. İnsan hiç ailesini unutur mu? Hiç hayatının en güzel zamanı olan gençliğinin parçaları; arkadaşlarını unutur mu? Ben unutmam.
         Arkadaşlarım, günümün yarısını, eğlenerek geçirdiğim güzel varlıkları ve her ihtiyaç duyduğumda yanımda olan Gülerçin İlköğretim Okulu öğretmenlerini asla anılarımdan silmeyeceğim…

Büşra MANTAR

   
 
   
 
   
 
   

 GÜZEL YILLARA
Okul yıllarımız en güzel anılarımızın en neşeli, en hareketli yıllarımızın saklı olduğu bir müzedir. Hani bazen eski fotoğraflarımızı, belki de eski bir hediyeyi buluruz ya işte onlara baktığımızda bizi en çok hüzünlendiren ve bir o kadar da neşelendiren hatıralarımız okul yıllarımızın hatıraları olur. Gülerçin Kolejindeki anılarım işte böyle değerli anılar
Gülerçin Kolejinde okuduğum şu kısacık iki sene bile şuana kadar ki okul hayatımda büyük bir yer kapladı. Buraya geldiğim ilk günü hatırlıyorum da ne kadar da yabancıymışım her şeye, herkese; fakat çok kısa süre içerisinde bir aile olduk sınıfça. Gerçekten hatırlanmaya değer şakalar yaptık, kimi zaman üzüldük. Buna rağmen hiçbir zaman birbirimizi desteklemeyi bırakmadık. Sadece sınıfça değil, okulca da aile olduk biz. Her zaman birbirimize arka çıktık. SBS yüzünden bunalırken sosyalleşebildik. Okulca gittiğimiz gezilerde yine unutamayacağımız anılarımız oldu. Böylece burada arkadaşlığın ne kadar önemli olduğunu, birlik ve beraberlik içinde her şeyin üstesinden daha rahat gelinebileceğini öğrendim.
Veda etmek gerçekten beni çok üzüyor. Her öğrenci okulun biran önce bitmesini ve tatile girebilmeyi ister. Açıkçası ben de bir zamanlar bunu istiyordum; fakat şimdi şu yılları tekrar yaşayabilmek, tekrar küçük olabilmek ve zamanı geri alabilmeyi daha çok istiyorum.
İster istemez büyüyoruz. Artık bir ortaokul öğrencisi değil liseli olacağız. Herkes farklı yerlerde olacak; yaşanmış anılar hep kalbimizde bir yerlerde duruyor olacak. Umarım ben ve arkadaşlarım Gülerçin’de geçirdikleri kadar güzel zaman geçirip; Gülerçin Kolejindeki kadar değerli arkadaşlar edinirler. Liseye geçiyor olsam da bu yılları asla unutmayacağım.

Dilara GİDER

   

 DİPLOMALARIN ALTINDA HÜZÜNLÜ MÜHÜR VARDIR

    Okul yılları hayatımızın en güzel anılarının saklı olduğu bir hatıra müzesidir. Ne zaman eski bir okul arkadaşımıza rastlasak o günlerin anılarında bir yolculuk yapmak bize borç olur.Bu yolculuktan büyük zevk alırız.Ne zaman albümleri karıştıracak olsak albümün bir köşesine sıkışmış okul yıllarının küçük hanımları ve beyleri çıkar karşımıza.Bir yığın insan geçer gözümüzün önünden.İzleri silinmiş arkadaşlar dizilir film şeridi gibi karşımıza ve bir yığın hayal meyal yüzler düşer aynaların aksine.
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.” Bu mısralar ölüm üzerine söylenmişti belki Yahya Kemal tarafından.Ancak mezuniyet geceleri de eski dostlardan ayrılıp yeni dostlara kavuşmak için çıkılan bir ayrılık seyahatinin başlangıcıdır.
Hani ayrılırken kötü şeyler söylenmezdi. Hani ağlanmazdı arkadaşların arkasından. Hani sözler vermiştik bir filmdeki gibi her yıl bir yerde buluşacaktık. Masal sona yaklaştı. Yazar heyecanı, tılsımı daha fazla saklayamıyor; ele veriyor kendini. Ayrılık vefasız sıralara kara kalemle kazınıyor. Kara tahtaların en derin yerlerine bizden sonrakilerin sileceğini bile bile bir şeyler yazma gayretimiz son demlerini yaşıyor. Hani bizden öncekilerin yazdıklarını silmiştik ya biz. Bizi de öylece silecekler bu kara tahtadan, kuru sıradan ve onları da…

    En dokunaklı anlar mezuniyet geceleri akşamlarıdır aslında. Farkına varamadığımız içimizde yaşayıp da söyleyemediğimiz. Bir sevinçle gideriz o günün akşamında ailemizin yanına. Gururluyuz; sevinir anne babamız emeklerinin boşa gitmediğini görünce. Gecenin örtüsü altına girince bir hüzün mavisi kaplar gözlerimizi. Birer birer gözlerimizin önünden geçer arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, okulumuz… Artık yarın okul yoktur, sıra arkadaşımız gelmeyecektir, zil çalmayacaktır içeri girin diye. Öğretmen bir daha bakmayacaktır gözlerinin içine ve bir daha görmeyecektir o kızı. Bir daha eline kalem alıp istediği kadar çizemeyecektir tahtayı.

    Ve masal bitmiş, yeni bir gün doğmuştur herkese farklı farklı. Okul yıllarından geriye de zamanla hafızamızdan silinen anılar kalmıştır; birkaç unutulamayan çocuksu yüz. Bir albümün köşesine sığınmış birkaç fotoğraf. Ve bir de uğruna yılların verildiği diploma. Diplomaların altını her ne kadar okul müdürleri, rektörler, dekanlar imzalasa da aslında her diplomanın altında mezuniyet gecelerinin uyku tutmayan anılarında gözyaşı ile imzalanmış “damla mührü” vardır.

Elif Rana Özkan

   
 
   

 ELVEDA
 
    Elveda diyebilmek zor bir iştir, ya da hoşçakal diyebilmek... Hiç fark etmez. Sonuçta her şeyin bir sonu olduğu çok istenmese de bilinmek zorundadır. Ne de olsa, bir sonun da bir başlangıcı vardır.
    Geçirdiğim iki sene boyunca bir şey öğrendim mi bilinmez. Daha doğrusu benim açımdan. Eğitim anlamında pek tabii çok şey öğrendim fakat sosyal veya duygusal anlamda okul bana ne kazandırdı pek kavrayamadım. Belki de nankörlük yapıyorumdur, belki de anı yaşamayı tam olarak öğrenemediğimdendir. Gene de öyle bir şey var ki; bu okul gururlu bir şekilde bana parmakla gösterebileceğim çok değerli arkadaşları kazandırdı. Hiç tartışma olmadı mı diye sorarsanız, kusursuz bir insan bulmak ne kadar zor bir şeyse bu soruya da hayır demek o kadar zordur. Bu yüzden itiraf etmeliyim ki, bu senenin bitmesini istemeyen bir öğrenciyim. Ama güzel şeyler öğrendim ben de; yaza yaza öğrendiğimden şüphe ettiğim şeyler ortaya çıkıyor böylelikle. Koskoca iki yıl boyunca yalnız başıma ne güldüm ne de ağladım; çünkü sevdiğim insanlarla birlikte doyasıya, yerlere yuvarlanırcasına güldüm. Tek başıma değil. Kimi zaman ahmakça bir neden yüzünden ağlamış da olabiliriz, önemli olan hep bir arada olmamızdır. Ne var ki bugünler bir daha elimize geçmeyebilir. Vakit çok geçmeden pişman olmayacağımız şeyleri yapmayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Yoksa bir bakmışsınız, boş bir çerçeve gözünüzün önünde duruyor. Çerçevesi var ama peki ya fotoğraf nerede? Geçirdiğin bunca zaman boyunca çerçevenin içi hiç mi dolamadı? Bu soruları kendinize sormak bile kulağa hiç hoş gelmiyor. Keşke demeden önce insanlar bir şeylerin temelini kurarsa bu tür pişmanlıklarla karşılaşmaları da o kadar aza indirgemiş olurlar.
    Ve en son öğrendiğim şey... Elveda demekmiş aynı havayı soluduğum sınıf arkadaşlarıma. Ardımızda kalan büyük bir acı olsa dahi en kötü olanı elveda bile diyememektir. İşte bu yüzden yazıyorum ben bu satırları. Sevdiklerime beni unutmamalarını istemekten başka ne diyebilirim ki? Sanırım tek bir cevap kalıyor geriye: Elveda.

Ezgi KIRMIZIGÜL

   

 2 YILLIK BERABERLİK SONA ERİYOR
 
   Gülerçin kolejine gelmem şöyle oldu:6. sınıf seviye belirleme sınavından düşük almıştım. Tam o sırada Gülerçin Koleji diye bir okul açıldı ve Çerkezköyde seviye belirleme sınavından yüksek olan öğrencilerin oraya gittiğini öğrendik ve ayrıca çok güzel bir sınıf oluşturmuşlardı. Ben de bu sınıftan geri kalmamak için Gülerçin Kolejine yazıldım. Yazıldıktan sonra aklımda bir sürü soru işareti oluştu. Acaba okula, okuldaki öğretmenlere, yeni arkadaşlarıma alışabilecek miydim? Acaba eski okulumu özleyecek miydim? Ama okul başlayalı bir hafta geçtikten sonra bütün bun soru işaretlerinin gereksiz olduğunu anladım. Gülerçin koleji vesilesiyle yeni ve samimi arkadaşlarım oldu. Yeni bir sosyal çevrem oldu. Bu okul sayesinde yepyeni heyecanlar yaşadım ve bu okulun katkısıyla 7.sınıf seviye belirleme sınavından yüksek bir puan aldım. Artık yaklaşık bir ay sonra okuldan ayrılacağım ve gerçekten hüzünlüyüm. İçimde bir burukluk var. Koskoca iki yılın sonu geldi. Ve herkese bu okulda okumalarını tavsiye ederim. Gerçekten çok güzel bir okul. Gerçekten Gülerçin Kolejini, öğretmenlerini, öğrencilerini, yemeklerini, mekatronik kulübünü özleyeceğim.

ELVEDA GÜLERÇİN KOLEJİ

Fatih ALIŞIK

   

 Veda vakti geldi…
          Sevgili Gülerçin, gidiyorum. Hoşçakal…
Nasıl bir veda yazısı yazacağım derken başladım bir yolculuğa... Sözcükler sel oldu durduramadım duygularımı. Ne kadar büyük bir heyecanla Gülerçin’e başlamıştım... Sadece Duygu öğretmenimi ve dershanedeki arkadaşlarımı tanıyordum. Yeni öğretmenlerim yeni arkadaşlarım olacaktı. Okuldaki ilk günlerimde çok tedirgindim. İyi arkadaşlarım olacak mı, birlik ve beraberlik içinde olacak mıyım, arkadaşlarımla anlaşabilecek miyiz gibi sorular kafamın içinde dolaşıyordu. Sınıfımdaki arkadaşlarımı tanıdıkça kafamdaki bu soruların cevaplarını da bulmuş oldum. Kafamdaki tüm sorular olumlu olarak cevaplandı. Çok kısa bir zamanda onlara alıştım ve o kadar çok sevdim ki onları iki sene nasıl geçti anlayamadım.
        Biz okulda büyük bir aile oluşturduk. Birlikte sevindik, birlikte üzüldük. Birlikte eğlendik, birlikte çalıştık. Her şeyimizi birbirimizle paylaştık. Unutulmayacak geziler, yarışmalar yaşadık. Sayın Muhammet hocamızdan şiddetli sevgiyi, Sayın Meliha hocamızdan da konuşmadan koşmayı öğrendik. Aydın hocadan SBS’yi, Kevser hocadan da kaygısız yaşamayı öğrendik. Fatih hocamız sayesinde matematiği müzik ile bağdaştırarak güzelleştirdik. Duygu hocamız ile laboratuvardaki patlamalarla okula yangın endişesini yaşattık. Tuğba hocamız ile tarihin derinliklerine daldık. Samet hocamız ile 40 dakikada yabancı ülkelerde keşiflerde bulunduk. Özlem hocamız ile keyifli dil sohbetlerinde bulunduk. Funda hocamız ile Almanya’yı turladık. Öznur hoca ile küçücük birer ressam olduk. Yasin hoca ile teknolojide çığır açtık. Cansu hoca ile de şarkılar söyleyip eğlendik.
        Seni çok sevdim. Ayrılmak öylesine zor ki. Öğretmenlerim, arkadaşlarım sizleri asla unutmayacağım. Yeni bir hayat bizleri bekliyor. Liseli olacağız. Yeni arkadaşlar, yeni öğretmenler edineceğiz. Yine heyecanlı bir maraton başlayacak. Dersler, sınavlar olacak. Daha yoğun çalışmalara başlayacağız. Daha farklı sosyal aktivitelerde bulunacağız. Belki de kazandığımız liseye göre birbirimizden çok uzaklaşacağız. Ama gönlümüz hep bir olacak. Ve asla birbirimizi ve okulumuzu unutmayacağız. Çünkü çocukluktan ergenliğe geçişte yaşanan beraberliklerin,  arkadaşlıkların, hayatımdaki yerinin her zaman farklı olacağına inanıyorum.

Gülcan Ceren ÖZYURT

   
 
   

 Mesafeler Yetmez

    Gülerçin Kolejinin ilk öğrencilerinden 2. Mezunlarındanım ben. İrem Gülcan. Okulun temel taşlarındanım anladığınız gibi. Kayıt serüveni rüzgâr gibi geçti. Duygu Hocanın telefonu eğitim hayatımızın yönünü değiştirdi.
    Okulun ilk gün tanıdık arayan gözlerle etrafa bakıyorduk. Hepimiz birbirimizi bulduk ve macera o zaman başladı. 2 yıl süren inişli çıkışlı bu yolda sona doğru adım adım ilerliyoruz.
    Her sabah farklı bir güne uyandık ve her seferinde aynı kişilerle bambaşka şeyler yaşadık. Okuldan dershaneye, dershaneden eve koştuk. Sınavlarda ter döktük. Böyle mi geçti 2 yıl derseniz? “Hayır.” derim. Partiler yaptık bulduğumuz her fırsatta. Hayatımızı kendi çapımızda renklendirmeye çalıştık ve bu doludizgin gidişata bir mola verdik birlikte. Müzikte çılgınca dans ettik. Hep böyle güllük gülistanlık değildi biz gençlerin hayatları! Ağladık. Saatlerce… Bazen koridor köşelerinde, tuvaletlerde… Bazen bir sınav için akıttık gözyaşlarımızı bazen bambaşka kalpler için…
Yaşananları düşünüyorum da bir gençlik filmi gibi geçiyor gözümün önünden sahneler. Basketbol maçlarına gittik. Takımımız sahada rüzgâr estirirken biz desteklerimizle yücelttik onları! 12 Dev Adam ikincilik kupası aldı.
    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda okulumuzun bando takımı çaldı. Tüm Çerkezköy bizi alkışladı. Ayrıca 22 Nisan Şenliklerinde çılgınlar gibi dans ettik! Sanki sadece biz vardık. Müzik, kahkaha ve arkadaşlar!
    7. sınıfın sonunda yaptığımız pikniği asla unutamam. Mangal yakarken o minicik ateşin üstünden atladık. Yemekleri yedikten sonra yaptığımız su savaşı! Harikaydı. Kaçtık, kovaladık. Serinliği ve dostluğu içimize kadar hissettik o gün. Tabi sırılsıklamdık!
    Boş derslerde sınıfça yaptıklarımız ise eğlence matinesi!  Anı defteriymişçesine günlük yazdık birbirimize ve bazılarımız tüm hayal gücünü konuşturdu. Tabi sınıfça yaptıklarımız iyi hoş da kız kızayken yapılan sohbet bambaşkaydı.
    Apaçi müziğimiz var bizim. Derse tüm sınıf yoğunlaşmışken zil sesiyle coşarız biziz! Ya da dersin tam ortasında gülme krizine giren yine biziz! Geçmiş zaman kullanmıyorum. Çünkü bu biziz! Hep böyle kalacağız. İleri de bir yerlerde karşılaştığımızda yine böyle mutlu ve deli dolu olacağız. Ama şimdi ayrılıyor yollarımız.

    Hiç sevmiyorum aslında böyle şeyleri. Yani hüzünlü ayrılıkları. Oysa bizim ta en başından beri amacımız buydu. Mezun olmak! Kimse inkâr edemez. Hepimiz bunun için can atıyorduk. Şimdi bir hüzün var üstümüzde. Arkadaş deyip geçmeyin! Biz sizlerden, anne ve babalarımızdan, çok onları gördük. Birlikte savaştık bu yolda. Gerektiğinde harçlıklarımızı bölüştük, biz birbirimize kardeş dedik.
    Şimdi bambaşka bir dünyaya adım atarken, yepyeni masallara yelken açarken korkuyoruz hepimiz. Çünkü bu yolda yanımızda kardeşlerimiz olmayacak.
    Çünkü yanımızda bizim her zaman arkamızda duracak olan bir Duygu Hocamız olmayacak.
    Bize daima babalık eden bir Muhammet Hocamız olmayacak.
    Çünkü bize “Alloooo” diye kızan sevgi dolu gözleri olan bir Tuğba Hocamız olmayacak.
    Artık kimse gemiyi denizde boğup trene çelme takıp uçağa kafa atmayacak. Yani Fatih Hocamız olmayacak.
    Çünkü topuklarının ritmiyle ders anlatan Funda Hocamız olmayacak.
    Mesela bir sürü İngilizce öğretmenimizde olmayacak artık. Ne bizimle arkadaş gibi olan Özlem Hoca olacak ne de İstanbul’da o biçim bir ortam yaratan Samet Hocamız olacak.
    Beden derslerinde kimse bize müsamaha göstermeyecek artık Meliha hocamız gibi. Resim derslerinde ise bize akıl veren Öznur Hocamız olmayacak artık.
    Bilgisayar derslerinde SBSçocuklarıyız diye kimse bize istediğiniz gibi takılın demeyecek Yasin Hocamız gibi. Ya da Din Kültürü dersinde Ahmet Hocanın yaptığı gibi hiç kimse bize dini belgesel izletmeyecek. Kimse saatlerce bizim dertlerimizi dinleyip sabırla sorularımızı yanıtlamayacak belki de Aydın Hocam ve Kevser Hocam gibi?

    En önemlisi artık “BİZ”, biz olmayacağız.

    Biz liseli olacağız ve hepimizin “biz”leri değişecek. Belki de bundan sonra farklı şeylere ağlayıp farklı şeylere güleceğiz. Bambaşka mekânlarda bambaşka kişilerle.
    Yaşadıklarımızı hiçbirimiz unutmayacağız. Çünkü biz bunlarla büyüdük. Düşe kalka. Çamurda sürünerek bazen. Bu yüzden kopmayacağız aslında. Yaşamın her anında bu 2 seneden bir parça bulacağız.

Evet arkadaş; kim olduğumu, ne olduğumu
Nerden gelip, nereye gittiğimi sen öğrettin bana
Elimden tutup, karanlıktan aydınlığa sen çıkardın
Bana yürümeyi öğrettin yeniden
El ele ve daima ileriye
Bir gün.
Bir gün birbirimizden ayrı düşsek bile
Biliyorum, hiçbir zaman ayrı değil yollarımız
Ve aynı yolda yürüdükçe
Gün gelir ellerimiz yine dostça birleşir
Ayrılsak bile kopamayız.

    Yeni hayatlara açılan kapılarımızı açmak için gereken anahtara ulaşmaya az kaldı. Hepimizin adresi belli olacak ve biz birbirimizi asla unutmayacağız.
Herkes yıldızını seçerse gökyüzünde hiç ayrılmaz dostlar!

İrem Gülcan

   

  8.sınıfı artık bitiriyoruz.Ne çabuk geçti anlamadım. İki senemi geçirdiğim bu okuluma artık veda ediyorum , ama burada geçirdiğim güzel günleri hep hatırlayacağım. Arkadaşlarıma yeni okullarında başarılar diler,bana her konuda yardım eden öğretmenlerime teşekkür ederim.

Melisay AKSOY

   

KELİMELERİN ANLAMINI YİTİRDİĞİ AN

       Merhaba. Ben Minel. Gülerçin Koleji’nin 2. mezunlarındanım. Aslında bedenen mezun olanlardanım.

       Benim tüm kolej maceram, bir yaz günü başladı. Hatta 6. sınıfın son 1–2 haftası. Sevgili Tuğba Hoca’mla 6. sınıfta aynı dershaneyi paylaştık. Sosyal Bilgiler dersini birlikte işledik. Ve bir etüt günü aramızda Tuğba Hoca’nın seneye bu dershanede olup olmayacağına dair bir konuşma geçti. Tuğba Hoca, seneye tepede yeni bir kolejin açıldığını ve orada öğretmenlik yapacağını söylemişti. O zaman bu duruma çok üzülmüştüm. Çünkü Tuğba Hoca, bana yeri geldiğinde annelik, yeri geldiğinle ablalık, yeri geldiğinde ise arkadaşlık yapmıştı. Böyle bir öğretmeni kaybetmek çok acı vericiydi. Bir teneffüs arası, Tuğba Hoca beni yanına çağırmıştı. Kâğıtta, Tuğba Hoca’nın gideceği kolejin bursluluk indirimi oranları yazıyordu.                       Bana: “ SBS’de yapacağın puana göre, buradaki bursları kazabilirsin.” demişti. İşte o zaman, oraya gideceğimi hiç tahmin edememiştim. İçimden “ Ben asla öyle bir okula gidemem ki !” demiştim.  Ve bir yaz günü annemin telefonu çaldı. Arayan Tuğba Hoca’ydı. Bizi okula çağırıyordu. Bizimkilerde bir gidip bakalım dediler. Ve her şey okulun kapısında girmemle başladı. Okula girdiğimde devlet okulunda okuyan bir öğrenci, çıktığımda ise kolejliydim.     O an mutluydum. Çünkü bambaşka maceralar, yepyeni dostlar beni bekliyordu. Onlarla iyi bir bağ kuracağıma tahmin ediyordum da, birbirimizi bu kadar seveceğimizi hiç düşünmemiştim. Nerden bilebilirdim ki bu kadar eğleneceğimi? Onlarla bu kadar kardeş olabileceğimi?

      Ve işte o günden bu güne çok şey yaşadık. Kısa görünen ama hepimiz için çok şey ifade eden, 2 sene kadar ufacık bir zaman dilimine çok şey sığdırdık. Zamanın su gibi akmasını burada öğrendik. Biz, sadece bilim eğitimi görmedik. Sadece sınavlara hazırlanmadık. Biz hayata hazırlandık ve hayatın gerçeklerini öğrendik. Her şeyin bir sonunun olduğunu biliyorduk, ama burada o sonun verdiği acıyı öğrendik. Kardeşliğin, dostluğun, mutluluğun, üzüntünün ve paylaşmanın ne demek olduğunu öğrendik.

       Ve biz tüm bunları öğrenirken, ellerimizi birbirine o kadar sıkı kenetledik ki, ne zaman birimiz yere düşse, hep birlikte kaldırdık. Birimizin başarısıyla hepimiz gururlandık. Hep destek olduk birbirimize. Bazen sınavlardan usandık, bazen hayattan. Hiç ayrılmayacakmışız gibi yaşadık her anımızı. Dolu dolu…

       Bazen gezilere katıldık. Aslında biz gezide, etraftan daha çok birbirimizle vakit geçirmeyi tercih ettik. Çünkü böyle daha çok güldük, daha çok stres attık, daha çok eğlendik. Gittiğimiz her yerde, yaptığımız her etkinlikte fotoğraf çekildik. O mutlu anları dört köşeli küçük kâğıtlara ve minicik kalplerimize sığdırmaya çalıştık. Partiler düzenledik, pikniğe gittik, su savaşı yaptık, okul şenliklerinde deli gibi dans ettik, maçlara gittik, yarışmalara katıldık.

       Biz bu okuldan gitsek de, okulun her köşesine kendimizden bir parça sakladık. Yarı mutluluğumuzdan, yarı üzüntülerimizden… Yarı dostluğumuzdan, yarı kardeşliğimizden…

       En başta söylediğim gibi, ben sadece bedenen mezun olanlardanım. Bu okuldan bedenen gidiyorum. Ruhum, kalbim hep dostlarımla ve hocalarımla birlikte olacak.

       Bana bu 2 seneyi dolu dolu yaşatan biricik kardeşlerime, bizi sınavlara ve hayata hazırlayan canım hocalarıma ve bu okulda olduğum sürece bana yardımı dokunan tüm insanlara çok teşekkür ediyorum.

       Ve asıl teşekkürü hak eden biri daha var. Eğer teşekkür edeceğim kişi, bu okulu yaptırmasaydı, ne dostlarımı ne öğretmenlerimi tanıyabilecektim. Ne de onlarda bu kadar harika bir zaman geçirebilecektim.  Hepimizi bir çatı altında toplayan sayın okul kurucumuz Sait Bülent Gülerçin’e çok teşekkür ediyorum.

       İşte bir serüven daha sona eriyor dostlarım! Her veda acıtır. Hepimizin canı yanıyor. Ama biz birbirimize söz verdik. Kopmak yok! İsterse birimiz dünyanın bir ucuna, diğeri, diğer ucuna gitsin. Bırakmayacağız birbirimizi. Aramızdaki bu bağlar gittikçe daha da sağlamlaşıyor. Her gün biraz daha sevgiyle besliyoruz kardeşliğmizi.

      Hiçbir kelime duygularımı ifade edemiyor. Bu ayrılıkta tüm kelimlere anlamlarını yitiriyor benim için. Ne desem bilemiyorum. Ama siz sadece şunu bilin: Hayatımda unutmayacağım nadir insanlardansınız kardeşlerim. Yeriniz hep ayrı olacak bende. Hepinizi çok seviyorum. Hayatta hep mutlu olmanız dileğiyle… Hoşçakalın…

Minel SÖZDİNLER

   
 
   

 Gülerçin Koleji’ne geldiğimde 7. sınıftaydım. Okulumuz daha yeniydi, az kişiydik; ama hepimizin gözleri pırıl pırıldı, neşeliydik. Sınıftaki birçok kişiyi tanıyordum, bu nedenle yabancılık sıkıntısı çekmemiştim. Okula uyum sağlamamda da bizi her sabah güler yüzle karşılayan, anlayışlı öğretmenlerim sayesinde oldu. Bu dile kolay ama aslında upuzun ve dolu dolu yaşanan iki yıl, bana sadece dersleri öğretmekle kalmadı. Birlikte hareket etmeyi ve sınıf bütünlüğü denen kavramı da burada anladım.
    Bu iki sene içinde pek çok şey yaşadık. Tiyatrolar düzenledik, maçlara gittik, gezilebilecek birçok yere gezi düzenledik, su savaşı yaptık. Belki aynılarını tekrar yaşayamayacağız ama asla unutulmayacak anılara sahibiz artık. Bunların yanında bizim sorunlarımızla ilgilenen müdürümüz ve öğretmenlerimiz de vardı. İkinci bir aile edinmiştik adeta. O kadar alışmıştık ki, mezuniyet konuları açılmasaydı 8.sınıfın sonuna geldiğimizi fark edemezdik. Her ne kadar gelecek yıl bu okulda olamasam da unutulmayacak iki yıl yaşadım. Bu iki yıl içerisinde bana seçenekler sunan aileme, hep yanımda olan arkadaşlarıma, bana destek veren sınıf öğretmenime ve diğer tüm öğretmenlerime bana kattıkları için teşekkür ediyorum. Bana verdiğiniz bilgilerin ışığı hiç sönmeyecek ve bana hep yol gösterecek.

Özge Yaren SÜSLÜ

   
 
   
 
   

     Ne yaptı ki zaman bizlere böyle, hayal gibi yaşandı ve bitti. Daha dün gibi hatırladığımız günler ne çabuk geçti. İçimizde sevgi umutları ve hiç hesapta olmayan derin ilişkiler ve öğretmen-öğrenci kavramından ziyade arkadaşlıklar vardı bu geçen 2 yıl içinde... o kadar çok şey yaşandı ki hepsi dostluğun simgesiydi aslında.

    Ve işte geldi çattı mezuniyet günü. Geçen 2 yılın ve özellikle de son yılın tartışması yapılıyor, getirdikleri ve alıp götürdükleri ile. Bazılarımız üzülüyor okuldan ayrılıyor diye bazılarımız ise seviniyor kurtuluyor okuldan diye. Ben üzülüyorum aslında geçen bunca seneden sonra ayrılıyoruz. Bir yandan da seviniyorum aslında kurtuluyorum okuldan. Anılara dair son hatıralar yazılıyor ve son son rötuşları yapılıyor yaşamın. Önümüzdeki senenin konuşmaları yapılıyor aramızda. Kim ne yapacak nerede okuyacak nereyi kazanacak… Hiçbir şey belli değil aslında. SBS var önümüzde daha. Gitmenin heyecanıyla gözleriniz daha da uzaklara bakmaya başlasın ve başınız dimdik olsun. Çünkü önünüzde bir bu kadar daha yol var. Yaşamın bütün getirdiklerine ve götürdüklerine rağmen daha çok uzun yollar var önümüzde. Biraz duygu karmaşası da yaşıyorsunuz. Sevinmeli mi heyecanlanmalı mı üzülmeli mi yoksa ağlamalımıyız? Hayaller bir yana korku var, ümit var, sevinç var gözyaşıyla karışık. Öğrencilik koşturmacısının son zamanları hareketli geçiyor. Bazılarınızın içinde yeni umutlar, yeni yaşamlar tanımak var. Son gün dedik ya, elinizde fotoğraf makineleri, hatıra defterleri. Bu günlere ait bir şeyleri saklamak için yarınlara notlar alıyorsunuz, resimlere ve kâğıtlara. Anı ölümsüzleştirmeye çalışıyorsunuz, bir kareye sığdırmaya… Sınıfta, kantinde, koridorda, bahçede son pozlarınızı harcıyorsunuz, son kez bakışıyorsunuz arkadaşlarınızla ve son kez “HOCAM” diyorsunuz, o en iyi arkadaşınız olan kişilere… Ve adresler alınıyor, telefon numaraları da… Eskiyi hatırlamak için ileriki yıllarda… yaşanan zamanlara geri dönmek için. Belki yine bir araya gelip dedikodu yapmak için alıyorsunuz bu numarayı belki de gerçekten özleyeceğiniz için. Mezun olmak üzere olan her anda ne dostluklar, ne paylaşımlar yer etti kâğıtların, kalemlerin anlatamadığı. Bırakalım da onlar, hafızalarımızda, tebessüm ederek, özlem ve hasret dolu birkaç damla gözyaşıyla hatırlanacak anılar olarak kalsın. Bırakalım da onlar bizim okul sırlarımız olarak kaslın. İleride bir gün karşılaşırsak hatırlanmak için kalsın.. Hepinize sağlık, başarı ve mutluluk dolu bir hayat dilerim...

Pınar OFLAY

   

 Dünyada herkesin bir yerden ayrılma anısı vardır. Bunlar evlenme olur, mezuniyet olur, üniversitede ayrı eve geçme de olur, daha olur da olur. Ben bu konulardan mezuniyet konusu işleyeceğim. Çünkü benimde içinde bulunduğum 8.sınıfların mezuniyeti yaklaştı.

     Hepimizin bildiği gibi 8.sınıflar zorlu bir 8 yılı arkalarında bırakmış olacak çünkü 8’ler için artık mezuniyet dönemi geldi. Herkesin heyecanı birbirinden aşkın. Çünkü herkes ayrılırken bu güzel 8 yılı hatırlayacak ve herkes yılın sonunda balo vb. bir yerde son ve güzel bir iz bırakmak ister. Keşke şu SBS olmasa da ayrılmamızın son ayını çok zevkli geçirsek maalesef sistem buna müsaade veriyor. Hep aynı kurallar. Ayrıca SBS’miz kötü geçerse ayrılacağımız dönem bize zehir olur. Anne baba öğretmeler hepsi baskı yapar. Bizde içimize kapanmak zorunda kalırız.

     Bence bu konuda birilerinin bu olaya el atması lazım artık bize mezuniyetimizi en güzel şekilde verin tek isteğimiz bu.

Sertan ARIKAN

   

                                                     İLKOKULA VEDA

     İlkokul. Hayatımın sekiz senesini geçirdiğim, onunla kah ağladığım, kah güldüğüm eski bir dost. Çocukluğumu geçirdiğim koskoca sekiz yıl. Bu 8 yılda dostluğu, kardeşliği, sevgi ve saygıyı,  paylaşmayı, yardımlaşmayı, hayata farklı gözlerle bakabilmeyi ve daha birçok şeyi öğrendim.  Belki de hayatımda geçirebileceğim en mutlu, en neşeli yıllarımı geçirdim. Koridorlarda koştum doyasıya arkadaşlarımla. Öğretmenimle en eğlenceli oyunları oynadım.
     Sonra okumayı ve yazmayı öğrendim. Hayata farklı bakmaya başladım. Etrafımda gördüğüm her türlü yazıyı okumaya çalıştım. Okuyabilince sevinçten havalara uçtum. Kitap okumak da o günden sonra benim vazgeçemediğim hobilerimden biri oldu.
         İlk defa karne alacağım gün çok heyecanlıydım. Ailem de, arkadaşlarım da en az benim kadar heyecanlılardı. Karnemdeki bütün notların beş olduğunu görünce çok mutlu oldum.
     Gerçekten bir şeyler başarabildiğimi o zaman hissettim. Okuma bayramımızda ilk gösterimi yaptığım için çok mutluydum. Arkadaşlarımla birlikte çok başarılı bir oyun sergilemiştik. Hem arkadaşlarım hem ben yaptığımız işten gurur duymuştuk.
         Beşinci sınıftan altıncı sınıfa geçerken çok mutluydum. Büyüdüğümü hissediyordum. Mezuniyet törenimizde arkadaşlarımla birlikte gün boyunca dans ettik. Harika bir mezuniyet töreniydi.
          Gülerçin Koleji’ne yedinci sınıfta başladım. Bu okuldaki arkadaşlarımı da çok yakın buldum kendime. Çok sevdim.
          Şimdi mezun olurken arkamda bıraktığım acı tatlı tüm hatıralara buruk bir mutlulukla bakıyorum. Arkadaşlarımla yaşadığımız tüm anılar bir bir geçiyor gözümün önünden. Bazılarına gülerek, bazılarına şaşırarak, bazılarını ise gözlerimden birkaç damla yaş gelerek izliyorum. Yaşadığımız acı tatlı tüm hatıraların bizi olgunlaştırdığının farkındayız hepimiz. Liseye giderken bu hatıraların hepsini yanımıza alarak gidiyoruz. Her gün birer tanesini ortaya çıkarıp buruk bir gülümsemeyle izleyelim diye.

Şevval Kardelen YILDIRIM

   

 İLK ÖĞRENCİLERİNİN AYRILIK ZAMANI GÜLERÇİN KOLEJİ…
Okulumuz 2 yıllık bir okul olmasına rağmen bizleri köklü bir okulmuş gibi güzel bir şekille ağırladı. Ama şimdi ayrılık zamanı. Okulda bazen iyi bazen kötü günlerimiz olmasına rağmen hep mutluyduk. Çünkü bizleri bir arada tutan bir Gülerçin ruhu vardı. 2 yılda kurulan sımsıkı bir bağ şimdi kopacak gibi gözükse de o ruh kalbimizde bir yerde yaşayacak. İlerde iyi yerlere geldiğimizde ortaöğretimin 2 yılını  gördüğümüz okulumuzun adı hala hatırımızda olacak.
Her zaman kolejde okumanın bir havası var gibi gözükse de okulumuz bizi mütevazı bir şekilde misafir etti. Gerek eğitimi gerek de etkinlikleri anlamında tam bir okuldu.
Basketbol maçlarındaki takım-taraftar ruhu, öğle yemekleri, heyecanlı voleybol maçları, sınıftaki espriler ve daha neler neler…  Bu iki 2 yıl süresince  yaptığımız başı şeylerdi. Bu güzel anılar asla unutulmayacak.
Bu iyi ve güzel okuldan ayrılmanın biz 8. Sınıf öğrencilerine bir burukluk verdiği konusunda hemfikiriz. Çünkü gideceğimiz liselerde uyum süreci ve eğitim hakkında kaygılarımız olacak. Gülerçin kolejine gelirken hiçbirimiz eğitim-öğretim konusunda tereddüt duymadık. Gülerçin Koleji bizlere ne uyum sıkıntısı ne de diğer etkinliklerde güvenimizi boşa çıkarmadı. Bunun için ayrıca teşekkür ediyorum.
Ama şimdi ayrılık zamanı… Bu güzel okuldan ayrıldığım için üzüntülüyüm ama okulumun adını duyuracağım için de mutluyum.
Seviye Belirleme Sınavına az bir süre kala hızlandırma programıyla sınava hazırlayan, Seviye Belirme Sınavı’na gireceğimiz okulda bile bizleri yalnız bırakmayan ve en önemlisi mezuniyetimiz için görkemli bir tören yapan okulumuzdan ayrılmak çok kötü.
Yapılan eğlenceli geziler ve sınav öncesi stresimizi azaltıcı etkinlikleri bırakıp liseye gitmek insanın içinden gelmiyor bazen.
Unutma ki biz senin ilk öğrencileriniz Gülerçin koleji…
Bizi çok iyi ağırladığın için teşekkürler Gülerçin Koleji…

Süleyman Furkan BAŞARAN

   
MEZUNİYET

    Hepimizin beklediği son yani mezuniyetimiz yaklaşıyor. Öğrenim gördüğümüz 2 yıllık süre boyunca birbirimizden çok şey öğrendik. Birlikte güldük birlikte eğlendik. Bazen aramızda sorunlar yaşadık ama hemen barışmayı bildik. Sorunlar karşısında hep birlikte direndik. Sbs korkusunu hep birlikte yaşıyoruz ve birlikte yeneceğiz.2 yıl gibi kısa bir sürede çok iyi dostluklar kurduk.

    Okulumuz bize diğer okulların aksine birçok sosyal etkinlik imkânı sundu. Birlikte gezilere gittik, maçlara gittik. Gezilerde hep birlikte eğlendik. Maçlarda ise birlik olmayı ve birbirimizden hiçbir zaman ayrılmamamız gerektiğini öğrendik.

    Öğretmenlerimiz bize gerektiği her konuda yardımcı oldu. Haksız olduğumuz zamanlarda bile bizim yanımızda oldular. Ailelerimizden sonra en büyük destekçimiz onlardı. Okulumuzdan, arkadaşlarımızdan ve, 2 yıllık olsa da, anılarımızdan ayrılacak olmak bizim için çok zor. Ama liseye geçmek çoğumuzun en büyük hayali. Liseyegeçsek de birbirimizden kopmayacağız.

    Umarım herkes istediği puanı alır, istediği liseyi kazanır ve hayatta istediği yere gelir. Gülerçin Koleji’nin 2. mezunları olmak bizim için gurur verici. Umarım bundan seneler sonra da okulumuz bizi unutmaz çünkü biz hiç unutmayacağız.
   

 2 sene önce birçoğumuz yıllarca okuduğumuz okulları bırakıp Gülerçin Koleji’ne geldik. Tabi ki bunda önceden tanıdığımız öğretmenlerimiz çok etkili oldu. Eminim ki hepimizin bu okula gelirken tereddüdü vardı. Okuduğumuz okulu, arkadaşlarımızı bırakmamız ve okulun yeni açılmasının bunda etkisi çoktu. Fakat öğretmenlerimize ve arkadaşlarımıza çok kısa bir sürede alıştık. Öğretmenlerimize gidip dertlerimizi, sevinçlerimizi anlatabiliyorduk. Arkadaşlarımızla ise arkadaştan öte dost olmuştuk. Birimiz üzüldüğünde hepimiz üzüldük, birimiz sevindiğinde hepimiz sevindik. Gerektiğinde tartıştık fakat barışmasını bildik. Artık sonuna geldik. Sınava 1 hafta gibi kısa bir süre kaldığında birbirimizi ne kadar özleyeceğimizi daha iyi anladık. Her birimiz liseye geçtiğimizde bu dostluğu arayacağımızı çok iyi biliyoruz. Hepimizin kafasında liseye, yeni okulumuza, arkadaşlarımıza kısa sürede alışamamak gibi bazı düşünceler var. Bu sıkı dostlukları bırakıp yepyeni bir ortama girmek herkesi olduğu kadar beni de üzüyor.
Koskoca 2 seneyi hep beraber geçirdik. Birbirimizi ailemizden daha çok gördük diyebilirim. Bu zorlu sınav sürecini beraber atlattık. Aynı sıkıntıları hepimiz yaşadık ve her zaman birbirimize destek olduk. Bu okulda bu dostlukları yaşamamızı sağlayan kurucumuza ve öğretmenlerimize çok teşekkür ederiz. Bu süreçte onlar da her zaman yanımızda oldular. Etkinliklerle, gezilerle, ders dışında yaptıkları sohbetlerle hem sınav stresimizi azalttılar hem de bu okulda güzel anılar bırakmamızı sağladılar. Her birimiz okulun her köşesinde birer hatıra bıraktık. İleride, mezun olduğumuz okula geldiğimizde tek hatırladığımız bıraktığımız güzel hatıralar olacak. Derslerde yapılan espriler ise unutulmayacak anılarımız arasında.
Şimdi geriye kalan bu zorlu sınavı atlatıp mezuniyetimizde doyasıya eğlenmek… Eminim ki hepimiz bu zorlu sınavdan başarıyla geçeceğiz ve bu okula adımızı altın harflerle kazıyacağız. Bu güzel 2 seneyi cümlelerle anlatmak gerçekten çok zor. Bu güzel 2 sene için herkese çok teşekkür ederim. Burada kazandığım dostlukları ve öğretmenlerimi hiçbir zaman unutmayacağım…
Artık hepimiz lise yolcusuyuz ve Gülerçin Koleji’nden mezun olmanın verdiği gururla yolumuzda ilerliyoruz.

Tutku Demet ÖZERHAN

 

 
Okulumuzda Hava Durumu

Güneşli
Saat : 14:59
SICAKLIK : 0,0 C
COMENIUS ORTAKLARIMIZ
UNESCO-SEMEP

HAYDİ YÜZMEYE...

SINAV BAŞARILARIMIZ
Ziyaretçi İstatistikleri
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2
mod_vvisit_counterDün3317
mod_vvisit_counterBu hafta2
mod_vvisit_counterBu ay78290
mod_vvisit_counterHepsi4739563
HAFTA SONU KURSLARI